Hikayemiz

Depremzede: Derya Akdoğan

Enkaz altında 8 gün mücadele veren Derya’nın hikayesi

Saat 04.17’de hafif bir sarsıntı oldu. Annemle ayağa kalktık. Sonra sarsıntı artınca hemen yatağın yanında çömeldim. Üstüme örtü aldım. Annemle bir araya gelip, babamın yanına gidecektim. Gidemedim. Deprem savurdu bizi yatağa. Ondan sonra da yıkıldı. Sarsıntı o kadar şiddetliydi ki sanki dibinize bomba koymuşlar ve o patlamış gibiydi. Öyle korkunç bir uğultu vardı. Bina da bir anda yıkıldı üstümüze.

Bağırdım. Sesimi duydular. Bir abiyle konuştum. Bana, ‘Seni kurtarmaya geleceğiz. Kim var yanında’ dedi. ‘Annemle ben varım’ dedim. Ama o an kimse gelmedi. Yerimizi belli etmek için ses çıkarıyorduk ama başka tarafa gidiyorlardı.

Annem, bizi kurtarmak için duvarları yıkmaya çalıştı ama çok yoruldu. Zaten hava da soğuktu. Annem dayanamadı. Elini tutabildim. Sonra bana ‘Artık dayanamıyorum kızım’ dedi. Ben de ‘Anne bizi buradan kurtarmaya gelecekler. İkiz kardeşim gelecek, yeğenlerim, eniştem gelecek. Ağabeyim gelecek. Dayan anne’ dedim. Bana ‘Yok kızım dayanamıyorum’ dedi. Son nefesini verirken uyuyordum. Seslere tekrar uyandım. Annem sandım ama annemden ses çıkmıyordu. Elini tuttuğumda anlamıştım. Soğuktu. Ölmeden önce elini tuttuğumda sıcaktı çünkü.

Bacağım ve bir kolum sıkışmış, enkaz altında kalmıştı. Aslında üzerime yıkılan beton yığınını hiç hissetmemiştim. Enkazdan sekizinci günde çıkarıldım, bu süre bana 3 gün gibi gelmişti. Çıktığım zaman gördüğüm manzara beni etkilemişti. Üstümde onca şey varmış. Nasıl dayandığımı, nasıl hayatta kaldığımı bilemiyorum. Ama içeride farklı ışıklar vardı. İçerisi aydınlıktı, karanlık değildi. Annemi görüyordum, o da beni görmüştü. Çıktıktan sonra yemek, su istemiyordum. Sadece uyumak istiyordum. Acıkmayı, susamayı hiçbir şeyi hissetmemiştim. Sadece devamlı uyuyordum ve devamlı gözlerim kapalıydı. Bir küçük yaşam alanı oluşmuştu. Çok küçük bir yerdi. Yani nasıl çıktım bilmiyorum. Çünkü çok mümkün değildi, mucize yani.

Kaynak: Antakya Gazetesi